Page Banner Image

Kamu Personel Rejiminde Mevcut Maaş Sistemi


1. GİRİŞ

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 128’inci maddesinde, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği ifade edilmiştir. Böylece, tüm kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının belirlenmesinin katı kurallarla hem disiplin hem de güvence altına alındığını söyleyebiliriz.

Ayrıca, 2010 yılında gerçekleştirilen Anayasa Referandumu neticesinde Anayasanın 53 ve 128’inci maddelerinde yapılan değişiklikler ile memurlar ve diğer kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı getirilmiş, bunun sonucunda kanun koyucunun iradesinde bulunan mali haklara ilişkin düzenleme yapma yetkisi belirli sınırlar çerçevesinde toplu sözleşmenin taraflarıyla paylaşılmıştır. Bu sınırların kapsamı ise 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda 2012 yılında gerçekleştirilen değişikliklerle belirlenmiştir.

Ülkemizde farklı statülerdeki kamu görevlilerinden devlet memurları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, askeri personel 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, hâkim ve savcılar 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, akademik personel ise 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’na tabi olarak görev yapmaktadır. Bu kanunlara ek olarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 4505 sayılı Kanun gibi kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Yani kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin düzenlemeler personel kanunlarıyla sınırlı kalmamıştır.

Yukarıda belirtildiği gibi farklı statülerde görev yapan çalışanlara ilişkin farklı düzenlemeler yer almakla birlikte bu çalışmada devlet memurları özelinde mevcut maaş sistemi detaylı olarak incelenecektir. Ayrıca sistemin sorunlu yönleri ve buna ilişkin çözüm önerilerinden bahsedilecektir.

2. KATSAYILAR

Devlet memurlarının maaş ve diğer her türlü ödemelerinin hesaplanmasında üç farklı katsayıdan faydalanılmaktadır. İlk olarak, “yan ödeme” olarak da adlandırılan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 152’nci maddesinde sayılan zamların (iş güçlüğü zammı, iş riski zammı, mali sorumluluk zammı ve temininde güçlük zammı) hesaplanmasında yan ödeme katsayısı kullanılmaktadır.

Tüm devlet memurları için sabit bir değer üzerinden belirlenen taban aylığının hesaplanmasında taban aylığı katsayısı, bunların dışında kalan tüm ödeme unsurlarının hesaplanmasında ise aylık katsayısı kullanılmaktadır.

657 sayılı Kanunun 154’üncü maddesinde, aylık katsayısı ile taban aylığı katsayısının Genel Bütçe Kanunu ile tespit edileceği, mali yılın ikinci yarısında ise bu katsayıların Cumhurbaşkanınca değiştirilebileceği hüküm altına alınmış olsa da 4688 sayılı Kanunda 04/04/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesiyle birlikte artık tüm katsayılar toplu sözleşme ile belirlenmektedir.

Son olarak, bazı tazminat ve ödemelerin hesaplanmasında en yüksek devlet memuru aylığı (EYDMA) kavramı karşımıza çıkmaktadır. En yüksek devlet memuru olarak kabul edilen Cumhurbaşkanı Genel Sekreterinin gösterge ve ek gösterge aylıklarının toplamı EYDMA’yı ifade etmektedir. Mevzuatta Cumhurbaşkanı Genel Sekreterinin ek göstergesi 8000 olarak belirlenmekle birlikte 357 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 34 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı kadrosunda bulunanların ek göstergesi 400 puan ilave edilmek suretiyle uygulanır. Bu ilave puan en yüksek Devlet memuru aylığı veya diğer herhangi bir mali ve sosyal hakkın hesabında dikkate alınmaz. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Genel Sekreterinin ek göstergesi sigorta primi kesintisi ve emeklilik bakımından 8400 olarak, en yüksek devlet memuru aylığının hesaplanması bakımından 8000 olarak uygulanacaktır. Yani en yüksek devlet memuru aylığı 1500 + 8000 = 9500 puan üzerinden hesaplanacaktır.

3. MAAŞIN GELİR UNSURLARI

Devlet memurlarının maaş sistemi; gösterge aylığı, ek gösterge aylığı, taban aylığı, kıdem aylığı, zamlar, hizmet tazminatları, makam/görev/temsil tazminatları, ek ödeme ve ilave ödeme unsurlarından oluşmaktadır. Bu ödemelerin dışında memurlar, şartları taşıması kaydıyla aile yardımı ödeneği, yabancı dil tazminatı, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti gibi ödemelerden de faydalanabilmektedir.

3.1. Gösterge Aylığı

Gösterge aylığı, memurların 657 sayılı Kanunun 43’üncü maddesinin (A) fıkrasında yer alan tabloda bulundukları derece ve kademelere karşılık gelen rakamların aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan miktardır.

3.2. Ek Gösterge Aylığı

Ek gösterge aylığı, 657 sayılı Kanunun 43’üncü maddesinin (B) fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkra hükmüne göre ek gösterge, bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanmaktadır. (II) sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.

Yani ek gösterge aylığı, 657 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde memurların unvan ve derecelerinin karşısında bulunan rakamların aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktardır.

Anılan fıkra uyarınca ek göstergeler, ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınıp, terfi bakımından kazanılmış hak sayılmamaktadır. Kurumların 1, 2, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolarına atananlara uygulanacak ek göstergeler, ilgililerin daha önce bulunmuş oldukları kariyerleri ile ilgili sınıf veya 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (g) bölümünde belirtilen görevlerde kazanılmış hak aylık derecelerine göre alabilecekleri ek göstergelerden düşük olamamaktadır.

5 Temmuz 2022 tarihli ve 31887 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile tüm kamu görevlilerini kapsayacak şekilde ek gösterge sisteminde düzenlemeler yapılmıştır. Ek göstergeye ilişkin hükümleri 15/1/2023 tarihinde yürürlüğe giren anılan Kanun ile bazı istisnalar haricinde tüm kamu görevlilerinin ek göstergeleri 600 puan artırılmıştır. Böylece birinci derecede görev yapan öğretmen, sağlık personeli, polis memuru, din görevlisi, şube müdürü, avukat gibi birçok memurun ek göstergesi 3600’e yükseltilmiştir.

3.3. Taban Aylığı

Taban aylığı 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1’inci maddesinde düzenlenmiştir. (1000) gösterge rakamının aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktar taban aylığı olarak ödenmektedir.

3.4. Kıdem Aylığı

Kıdem aylığı, taban aylığında olduğu gibi 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1’inci maddesinde düzenlenmiştir. Kapsamdaki personele her bir hizmet yılı için (20) gösterge rakamının aylık katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunan miktar kıdem aylığı olarak ödenmektedir. Ancak 25 ve daha fazla hizmet yılını dolduranlar için gösterge rakamı (500) olarak uygulanmaktadır. Örneğin bir memurun 30 yıllık hizmeti olsa bile bu kişinin kıdem aylığı 25 yıl üzerinden hesaplanarak ödenecektir.

3.5. Zamlar

Zamlar, diğer adıyla yan ödemeler, 657 sayılı Kanunun “Zam ve tazminatlar” başlıklı 152’nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu zamlar; “iş güçlüğü zammı”, “iş riski zammı”, “mali sorumluluk zammı” ve “temininde güçlük zammı” olmak üzere dört tanedir. Bu zamların hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları bütün kurumları kapsayacak şekilde yılda bir defa olmak üzere hazırlanmakta ve Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulmaktadır.

Zamlar bu kapsamda, ilki 2006 yılında olmak üzere, “Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar” adı altında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararının (I) sayılı cetvelinde sınıf, kariyer, kadro ve görev unvanları gibi durumlar dikkate alınmak suretiyle düzenlenen puanların yan ödeme katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktar üzerinden hesaplanmaktadır. Bahsi geçen Karar uyarınca, bu zamların tamamının ödenmesi söz konusu olmamakta, görevin niteliğine göre, zamların biri veya birkaçının ödenmesi öngörülmektedir.

İş güçlüğü zammı; niteliği ve çalışma şartları bakımından güç olan işlerde çalışanlara, iş riski zammı;hayat ve sağlık için tehlike arz eden hizmetlerde çalışanlara, mali sorumluluk zammı;Sayıştay’a hesap vermekle yükümlü olan saymanlarla, vezne açığından malen sorumlu olan veznedar ve diğer görevlilere, temininde güçlük zammı;temininde, görevde tutulmasında veya belli yerlerde istihdam edilmesinde güçlük bulunan elemanlar için ödenmektedir.

3.6. Hizmet Tazminatları

Bu tazminatlar da zamlarda (yan ödemeler) olduğu gibi 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesinde düzenlenmiştir. Zamlar söz konusu maddenin birinci fıkrasında düzenlenmekle birlikte, tazminatlar en kapsamlısı özel hizmet tazminatı olmak üzere ikinci fıkradan itibaren detaylı olarak düzenlenmiştir.

Zamlarda olduğu gibi anılan maddede sayılan tazminatların da hangi işi yapanlara ve hangi görevlerde bulunanlara ödeneceği, miktarları, ödeme usul ve esasları bütün kurumları kapsayacak şekilde yılda bir defa olmak üzere hazırlanmakta ve Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulmaktadır.

Hizmet tazminatları, (II) ve (III) sayılı cetvellerde düzenlenmiştir. Bu tazminatların hesaplanmasında EYDMA kavramı devreye girmektedir. Söz konusu cetvellerde sınıf, kariyer, kadro ve görev unvanları gibi durumlar dikkate alınmak suretiyle belirlenen oranların EYDMA ile çarpımı sonucunda bulunan miktar, türüne göre hizmet tazminatı olarak ödenmektedir. 152’nci maddede belirtilen ve bu kapsamda çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararında bu tazminatlar tek tek sayılmaktadır.

3.6.1. Özel Hizmet Tazminatı

Genel İdare Hizmetleri, Sağlık Hizmetleri, Teknik Hizmetler ve Avukatlık Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlara, kariyer meslek personeline, Dışişleri Bakanlığı meslek memurları ile konsolosluk ve ihtisas memurlarına, MİT fiili kadrosuna dâhil personele, iş ve meslek danışmanlarına ve üst yönetim görevi yapan personele özel hizmet tazminatı ödenmektedir.

3.6.2. Eğitim, Öğretim Tazminatı

Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfına dâhil öğretmen unvanlı kadrolarda fiilen öğretmenlik yapanlara (Öğretmen unvanlı kadrolarda bulunanlardan okul müdürü ve okul müdür yardımcısı, yönetici ve eğitim uzmanı olarak görevlendirilenler ile cezaevi okullarında çalışan öğretmenler dâhil olmak üzere) ödenmektedir.

3.6.3. Din Hizmetleri Tazminatı

İl müftü yardımcısı, ilçe müftüsü, eğitim görevlisi ve mesleği ile ilgili yükseköğrenim mezunu olup “Vaiz” kadrosuna atananlar ile Din Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlara ödenmektedir.

3.6.4. Emniyet Hizmetleri Tazminatı

Emniyet Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlara ödenmektedir.

3.6.5. Mülki İdare Amirliği Özel Hizmet Tazminatı

Mülki İdare Amirliği Sınıfına dâhil kadrolarda bulunanlara ödenmektedir.

3.6.6. Denetim Tazminatı

Müfettiş, kontrolör, denetçi, denetmen, uzman gibi kariyer meslek personeline ödenmektedir.

3.6.7. Adalet Hizmetleri Tazminatı

Yüksek Mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, Sayıştay, İl ve İlçe Seçim Kurulları, Adli ve İdari Yargıda (ceza infaz kurumları ve icra müdürlükleri personeli dâhil) görevli 657 sayılı Kanuna tabi personele ödenmektedir.

3.6.8. Diğer Tazminatlar

657 sayılı Kanunda belirtilen hizmet sınıflarında olup da önceki bölümlerde yer alan tazminatlardan yararlanmayan personele ödenmektedir.

Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar uyarınca; kurumların teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarına ait kadrolarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarına atanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirenlere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, kariyerleri (mesleki üst öğrenimleri) esas alınarak zam ve tazminat ödenmektedir. Kadroları teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarından bir kadroya atanılamayacak herhangi bir üst öğrenimi bitirenlere ise bitirdikleri üst öğrenimden dolayı zam ve tazminat ödenmemektedir.

Diğer önemli bir husus ise, anılan Kararın eki (IV) sayılı cetvelde belirtilen kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan, daha çok Teknik Hizmetler ile Sağlık Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolarda çalışan personel için öngörülen bazı personele anılan Karar kapsamında ilave zam ve tazminat ödemesi yapılmaktadır.

3.7. Makam Tazminatı

Makam tazminatı, 657 sayılı Kanunun ek 26’ncı maddesinde düzenlenmektedir. Bu Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde unvanları yazılı görevlerde bulunanlara hizalarında gösterilen gösterge rakamlarının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda makam tazminatı ödenmektedir.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen yeni maaş sistemi nedeniyle makam tazminatı ve buna bağlı olarak ödenen görev/temsil tazminatlarının gelir unsuru olması bakımından kapsamının oldukça daraldığını, bu unsurların sigorta primi ve emeklilik açısından daha önemli olduğunu söyleyebiliriz.

3.8. Görev Tazminatı

Görev tazminatı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1’inci maddesinin (C) bendinde, bu tazminatın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 2008/13694 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda düzenlenmiştir. Buna göre, kapsamda bulunan personelden makam tazminatı gösterge rakamı; “6.000 olanlara 9.000”, “5.500 – 4.500 olanlara 7.000”, “4.000 ve daha az olanlara 6.000” gösterge rakamının, almakta oldukları makam tazminatı gösterge rakamına ilave edilmesi suretiyle bulunan görev tazminatı gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucunda bulunacak miktarda görev tazminatı ödenmektedir.

3.9. Temsil Tazminatı

Temsil tazminatı, 4505 sayılı Kanunun 5’inci maddesi ve bu madde kapsamında yürürlüğe konulan 2000/457 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nda düzenlenmiştir. Kapsamdaki personele anılan Bakanlar Kurulu Kararına ekli cetvelde yer alan gösterge rakamları üzerinden makam veya yüksek hakimlik tazminatı alanlara, hizalarında gösterilen gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan miktarda temsil tazminatı ödenmektedir. Temsil tazminatı göstergelerine aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.

Tablo 1: Temsil Tazminatı Göstergeleri

Makam ve Yüksek Hakimlik Tazminatı GöstergeleriTemsil Tazminatı Göstergeleri
30.000 olanlar30.000
20.000 olanlar20.000
17.000 olanlar20.000
15.000 olanlar20.000
13.000 olanlar19.500
10.000 olanlar19.000
8.000 olanlar18.000
7.000 olanlar17.000

3.10. Ek Ödeme

Ek ödeme, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 9’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin ve ek ödeme oranlarına ilişkin (I) sayılı cetvelin 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenmesi ayrı bir önem arz etmektedir. Çünkü farklı personel ve teşkilat kanunlarında düzenlenmiş bulunan ek ödeme veya başka adlar altında yapılan ödemelere ilişkin hükümler bu Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılmış, yeni düzenleme ile aynı unvanda bulunanlara aynı mevzuat uyarınca aynı oranda ek ödeme verilmesi düzenlenerek ödemelerde büyük ölçüde birliktelik sağlanmıştır.

657 sayılı Kanunun 152’nci maddesi uyarınca ödenen tazminatlardan sonra EYDMA kavramı ek ödeme tutarlarının hesaplanmasında da karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede, aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılmaktadır.

3.11. İlave Ödeme

Kamuoyunda seyyanen ödeme olarak da bilinen ilave ödeme, 15/7/2023 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 7456 sayılı Kanunun 28’inci maddesi ile eklenen ek 40’ıncı maddede düzenlenmiştir. Kapsama giren personele (15.965) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ilave ödeme yapılmaktadır.

3.12. Aile Yardımı Ödeneği

Aile yardımı ödeneğine ilişkin hükümler, 657 sayılı Kanunun 202 ila 206’ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. 202’nci madde hükmü uyarınca bu yardım, memurun her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eşi için (1.500), çocuklarından her biri için de (250) gösterge rakamının (72’nci ay dahil olmak üzere 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için bir kat artırımlı) aylık katsayısı ile çarpılması sonucu elde edilecek miktar üzerinden ödenmektedir.

Yine aynı madde uyarınca, gösterge rakamlarını 3 katına kadar artırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. 3/7/2011 tarihli ve 2011/2022 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile (1.500) gösterge rakamının 1/7/2011 tarihinden itibaren (2.134) olarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştı. 2020 ve 2021 yıllarını kapsayan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı ile de bu rakam (2.273)’e çıkarılmıştır.

3.13. Toplu Sözleşme İkramiyesi

375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 4’üncü maddesine göre; 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hükümleri uyarınca kamu görevlileri sendikalarına üye olup, aylık veya ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine her ay aylık veya ücretleri ile birlikte toplu sözleşmeyle belirlenen tutarda toplu sözleşme ikramiyesi ödenmektedir. Söz konusu ikramiye 2024 ve 2025 yıllarını kapsayan Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı uyarınca, 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödenmektedir.

3.14. Yabancı Dil Tazminatı

Yabancı dil tazminatı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2’nci maddesinde düzenlenmiş olup ve bu kapsamda 11/4/1997 tarihli Başbakan Onayı ile çıkarılan Yabancı Dil Tazminatı Miktarlarının Tespitine İlişkin Esaslar ile tazminatın miktarı ile usul ve esasları belirlenmiştir.

Bu madde uyarınca yapılan sınavlar beş yıl süreyle geçerlidir. Bu sürenin bitiminde sınava girmeyenlerin yabancı dil seviyeleri bir alt düzeye inmiş sayılmakta, seviyeleri (C) düzeyinde olanların yabancı dil tazminatları ise kesilmektedir.

Bahsi geçen Esaslarda, yabancı dil tazminatı göstergelerinin belirlenmesinde ikili bir ayrıma gidilmiştir. Buna göre, “yabancı dil bilgisinden kurumlarınca yararlanılan personele bildiği her bir dil için”, (A) düzeyindekilerden 96-100 puan arasında alanlara 1200, 90-95 puan arasında alanlara 900, (B) düzeyinde başarılı olanlara 600, (C) düzeyinde başarılı olanlara 300; “diğer personele bildiği her bir dil için”, (A) düzeyinde başarılı olanlara 750, (B) düzeyinde başarılı olanlara 500, (C) düzeyinde başarılı olanlara 250 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda yabancı dil tazminatı ödenmektedir.

4. 666 SAYILI KHK İLE GETİRİLEN YENİ MAAŞ SİSTEMİ

11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin birinci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek 10’uncu madde ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan başkanlıklar ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı, bakanlıklar ile bunların bağlı ve ilgili kuruluşları sosyal güvenlik kurumları, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının merkez teşkilatlarında daire başkanı ve üstü kadrolarda bulunanlar ile kariyer meslek mensupları ve taşra teşkilatında vali, il müdürü, bölge müdürü gibi yönetici kadrolarında bulunanlar için yeni ve daha sade bir maaş düzenlemesi hayata geçirilmiştir. Söz konusu kadrolarda bulunanlar için “ücret” ve “tazminat” olmak üzere iki gelir unsurlarından oluşan yeni bir maaş sistemi benimsenmiştir. Ancak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye 2023 yılında eklenen ek 40’ıncı madde ile getirilen “ilave ödeme”, bu sistemde üçüncü bir gelir unsuru olmuştur. Ayrıca 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin mali ve sosyal hakları kapsayan 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 4 üncü maddesi ile 1/1/2026 – 30/6/2026 dönemi için kamu görevlilerinin taban aylıkları brüt 1.000 TL artırılmıştır. Gelir unsurlarında taban aylığı olmayan kamu görevlileri için ise söz konusu Kararın 66 ncı maddesi ile aynı tutarda bir ilave ödeme düzenlenmiştir. Böylece yeni sisteme göre maaşları belirlenen kamu görevlilerinin maaşları artık dört gelir unsurundan oluşmaktadır.

Ücret ve tazminat göstergeleri, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (II) ve (III) sayılı cetvellerinde düzenlenmiş olup kapsamda bulunan personelin kadro unvanlarına karşılık gelen gösterge rakamlarının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarlarda ücret ve tazminat verilmektedir. Yeni maaş sisteminde kapsamdaki personelin sigorta primi kesintileri ücret ve tazminat kalemlerinden değil, tabi oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre eski kadro maaş unsurları üzerinden yapılmaktadır. Yani bu personelin 5510 sayılı Kanun kapsamında prime esas kazancı; gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylıkları, 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesinde düzenlenen tazminatlar, makam, görev ve temsil tazminatları, 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli keseneğine esas aylığı; gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylıkları ve ek 70’inci maddede düzenlenen tazminat üzerinden hesaplanmaktadır.

5. MAAŞIN GİDER UNSURLARI (KESİNTİLER)

Memur maaşlarından iki tür kesinti yapılmaktadır. Bunlardan ilki vergi kesintileri, ikincisi ise sigorta primi kesintilerdir.

5.1. Vergi Kesintileri

Vergi kesintileri de kendi arasında “gelir vergisi kesintisi” ve “damga vergisi kesintisi” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

5.1.1. Gelir Vergisi Kesintisi

Gelir vergisi kesintisi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır. Söz konusu Kanunun birinci maddesinde gelir, “bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı” olarak tanımlanmıştır.

Maaşın gelir unsurlarından; gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylıkları ile zamlardan (yan ödeme) gelir vergisi kesintisi yapılmaktadır. Ayrıca, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10’uncu maddesinde düzenlenen “ücret” kalemi ile 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 66 ncı maddesinde düzenlenen ilave ödeme de gelir vergisi kesintisine tabidir. Hizmet tazminatları, makam, görev ve temsil tazminatları, ek ödeme, ilave ödeme, yabancı dil tazminatı ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 10’uncu maddesinde düzenlenen tazminattan damga vergisi dışında hiçbir kesinti yapılmayacağı, dolayısıyla bu unsurlardan gelir vergisi kesintisi yapılmayacağı, yine bu unsurların düzenlendiği mevzuatta hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, sosyal bir ödeme niteliğinde olan aile yardımı ödeneğinden hiçbir vergi kesintisi yapılmamaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 103’üncü maddesinde gelir vergisi dilimleri düzenlenmiştir.

Gelir vergisi oranı vergi dilimine göre farklılık göstermekte ve bu oranlar % 15 ila % 40 arası değişmektedir. Ayrıca, söz konusu Kanunun 40’ıncı maddesi uyarınca gelir vergisi matrahından sigorta primleri ve sendika aidatları indirilmekte olup kalan tutara gelir vergisi oranları uygulanmaktadır.

            Öte yandan asgari geçim indirimi uygulaması 7349 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi ile 1/1/2022 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmıştır. Aynı Kanunla çalışanların gelir vergisine tabi gelirlerinin net asgari ücret kadarlık kısmının istisna tutulması düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile bazı memurların gelir vergisine tabi gelirleri net asgari ücretten düşük olduğu için bu memurlardan gelir vergisi kesintisi yapılmamaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (II) ve (III) sayılı cetvellerde unvanları sayılanların farklı bir maaş sistemine tabi olması ve gelir vergisi matrahlarının net asgari ücretten fazla olması sebebiyle bu kişilerden gelir vergisi kesintisi gerçekleşmekte, hatta bu kişiler belirli aylarda %20 ve %27’lik vergi dilimlerine girebilmektedir.

5.1.2. Damga Vergisi Kesintisi

Damga vergisi kesintisi, 484 sayılı Damga Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde yapılmaktadır. Aile yardımı ödeneği hariç, maaşın tüm gelir unsurlarından binde 7,59 oranında damga vergisi kesintisi yapılmaktadır. Ayrıca, 7349 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile aylık brüt asgari ücret kadarlık tutar damga vergisinden istisna tutulmuştur.

5.2. Sigorta Primi Kesintisi / Emekli Keseneği

2008 yılı Ekim ayı başı ve sonrasında memuriyete girenlere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükümleri uygulanmaktadır. Bu tarihten önce 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu kapsamında iştirakçi olanlar da anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınmıştır. Ancak 2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olanlara (yedek subaylık, vekillik hizmeti ya da 5434 sayılı Kanuna tabi göreve başlayan, adına emeklilik keseneği ve kurum karşılığı kesilmeden görevinden ayrılanlar dâhil) 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.

5434 sayılı Kanun kapsamında olanların emekli keseneklerine esas aylıkları, anılan Kanunun mülga ek 70’inci maddesi kapsamında; gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylıkları ile ek göstergelere bağlı olarak belirlenmiş olan tazminat tutarının toplamından oluşmaktadır. Anılan Kanunun mülga 14’üncü maddesi kapsamında, bu şekilde belirlenen emekli keseneğine esas aylığın %16’sı oranında iştirakçiden emekli keseneği kesintisi yapılmaktadır. Ayrıca işveren tarafından %20 oranında emekli keseneği, %12 oranında genel sağlık sigortası primi yatırılmaktadır.

5510 sayılı Kanun kapsamında olanların prime esas kazançları, anılan Kanunun 80’inci maddesi kapsamında gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylıkları, 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesinde sayılan tazminatlar ile makam, görev ve temsil tazminatlarından oluşmaktadır. Hesaplanan bu tutar üzerinden 81’inci madde kapsamında; sigortalıdan %9 oranında malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, %5 oranında genel sağlık sigortası olmak üzere toplam %14 oranında prim kesintisi yapılmaktadır. Ayrıca, işveren de malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları için %11 oranında, genel sağlık sigortası için ise %7,5 oranında prim yatırmaktadır.

6. TOPLU SÖZLEŞME

2010 yılında gerçekleştirilen Anayasa Referandumu ve 2012 yılında 4688 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeler çerçevesinde, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı getirilmiş, böylece mali ve sosyal haklar kapsamında yapılan düzenlemeler yeni bir boyut kazanmıştır.

Toplu sözleşmenin en önemli özelliği kanun gücünde olmasıdır. 4688 sayılı Kanunun 28’inci maddesinde toplu sözleşmenin kapsamı düzenlenmiş olup kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsadığı belirtilmektedir.

Söz konusu Kanun ile ayrıca; toplu sözleşme görüşmelerinin son rakamı tek olan yıllarda yapılacağı, toplu sözleşme hükümlerinin sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerli olduğu, uyuşmazlık halinde Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvuru yapılabileceği gibi hususlar düzenlenmiştir.

İlki 2012 yılı olmakla birlikte 2026 yılına kadar toplam sekiz toplu sözleşme süreci yaşanmış olup sekizincisi 2025 yılının Ağustos ayında gerçekleştirilmiştir. 8. dönem toplu sözleşme görüşmelerinde 11 hizmet kolunda anlaşma sağlanmış olup genele ilişkin mali ve sosyal haklarda ise nihai kararı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu vermiştir.

7. MAAŞ SİSTEMİNİN SORUN ALANLARI

Memur maaş sistemine ilişkin düzenlemelerden görüleceği üzere, sistemin en sorunlu alanı düzenlemelerin çok detaylı ve karmaşık olmasıdır. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen yeni maaş sisteminin kapsamı dışında kalan unvanların gelir unsurları oldukça fazladır. Kamuda belirli ihtiyaç ve amaçlar çerçevesinde, maaş unsurları zaman içerisinde bu şekilde artmıştır. Ayrıca, bu unsurlardan özellikle zam ve kıdem aylığı gibi kalemler oldukça önemsiz tutarlarda kalmıştır.

Maaş unsurlarındaki bu artış, farklı adlar altında katsayıların belirlenmesinin de yolunu açmıştır. Daha önce de belirtildiği üzere; aylık katsayısı, taban aylık katsayısı ve yan ödeme katsayısı olmak üzere mevcut maaş sisteminde üç tane katsayı kullanılmaktadır. Bunların yanında, bir katsayı gibi işlev gören en yüksek devlet memuru aylığı (EYDMA) da maaş hesaplamalarında kullanılmaktadır.

Sistemin diğer bir sorun alanı, maaş unsurlarına ilişkin düzenlemelerin farklı mevzuatlarda yapılmış olması, diğer bir değişle mevzuatta birlikteliğin sağlanamamış olmasıdır. Aşağıdaki tabloda yukarıda değinilen gelir unsurlarının mevzuat dayanaklarına yer verilmiştir.

Tablo 2: Maaşın Gelir Unsurları ve Dayanakları

Maaş UnsuruDayanağı
Gösterge Aylığı, Ek Gösterge Aylığı, Zamlar, Hizmet Tazminatları, Makam Tazminatı, Aile Yardımı Ödeneği657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
Taban Aylığı, Kıdem Aylığı, Görev Tazminatı, Ek Ödeme, İlave Ödeme, Ücret, Tazminat, Yabancı Dil Tazminatı, Toplu Sözleşme İkramiyesi375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
Temsil Tazminatı4505 sayılı Kanun
İlave Ödeme2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı

Maaş unsurlarının tamamının sigorta primine tabi olmaması, sistemin en önemli sorunlarından biridir. Çünkü bu durum emekli maaşlarını doğrudan ilgilendirmektedir. Özellikle 15 Temmuz 2023 tarihli ve 32249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7456 sayılı Kanunun 28’inci maddesi ile getirilen ilave ödeme (ek madde 40) bu sorunu daha da büyütmüştür. 5510 sayılı Kanunun 80’inci maddesine bakıldığında gösterge, ek gösterge, taban ve kıdem aylıkları, 657 sayılı Kanunun 152’nci maddesinde sayılan tazminatlar ile makam, görev ve temsil tazminatlarının prime esas kazanca dâhil olduğu; zamlar, ek ödeme ve ilave ödeme kalemlerinin ise dâhil olmadığı görülmektedir. Bu da emekli maaşlarının düşük kalmasına neden olacak bir etkendir. Ayrıca emekliliğe ilişkin 5434 ve 5510 sayılı Kanunlar kıyaslandığında, 25 hizmet yılı üzerinden emekli olanlar için 5434 sayılı Kanun kapsamında olanların aylık bağlama oranı %75, 5510 sayılı Kanun kapsamında olanların aylık bağlama oranı ise %50’dir. Bu çerçevede, 5510 sayılı Kanun kapsamında olanlar için iki defa dezavantajlı bir durum söz konusudur.

666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeni bir maaş sistemi benimsenmiş, ancak bu sistem de sorunları çözmekte yetersiz kalmıştır. Bunun ilk ve en önemli nedeni sistemin tüm memurları kapsayacak şekilde kurgulanmamış olmasıdır. İkinci husus, sistemin tek gelir unsuruna dayalı olarak düzenlenebilmesi mümkün iken “ücret” kaleminden gelir ve damga vergisi, “tazminat” kaleminden ise sadece damga vergisi kesintisi yapılan bir model oluşturulmuştur. 2022 yılında 7417 sayılı Kanunla yönetici maaşlarının artırılması amacıyla eklenen ek 38’inci madde ve 2023 yılında tüm kamu çalışanlarına seyyanen artış sağlamak amacıyla eklenen ek 40’ıncı madde ile 2025/1 sayılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının 66 ncı maddesinde düzenlenen ilave ödeme nedeniyle yeni maaş sistemi de sadelikten uzaklaşmıştır. Yeni maaş sisteminin üçüncü sorun alanına bakıldığında, sigorta primi kesintilerinin bu unsurlar üzerinden değil, eski sistem üzerinden yapılmaya devam etmesidir. Bu durum sistemi daha da karmaşık hale getirmiştir.

Diğer bir husus, kamuda maaş sisteminin önemli ölçüde “ek gösterge” ve “en yüksek Devlet memuru aylığı” kavramları üzerine inşa edilmesi nedeniyle sistemde tıkanmalar yaşanmaktadır. Bunun en somut örneği, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 34’üncü maddesinde 7417 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemedir. Söz konusu düzenlemede, “Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri) kadrosunda bulunanların ek göstergesi 400 puan ilave edilmek suretiyle uygulanır. Bu ilave puan en yüksek Devlet memuru aylığı veya diğer herhangi bir mali ve sosyal hakkın hesabında dikkate alınmaz. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.” denilmektedir. Bu da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterinin ek göstergesinin emeklilik bakımından 8400, EYDMA hesaplanmasında 8000 olarak uygulanacağı anlamına gelmektedir. Birçok maaş veya ödeme unsurunun EYDMA’ya bağlı olması nedeniyle mevzuat düzenlemelerinde hareket serbestisi kalmamakta, bu da genel sistemin dışında birtakım yeni düzenlemeler yapmanın yolunu açmaktadır.

8. SONUÇ VE ÖNERİLER

Kamuda her personel statüsüne özel bir maaş sistemi düzenlenmiştir. Askeri personel ve akademisyenlerin maaş sistemi memurlara benzemekte, ancak bazı kalemler yönünden farklılıklar bulunmaktadır. Hâkim ve savcıların maaşları en yüksek devlet memuruna mali haklar kapsamında fiilen yapılmakta olan her türlü ödemeler toplamının brüt tutarının (kıstas aylık) sınıf ve derecelere göre belirli bir oranı esas alınarak hesaplanmaktadır. 657 sayılı Kanunun 4/B maddesine tabi sözleşmeli personelin asli ücreti sözleşme ücretidir. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personel ise temel ücret, başarı ücreti ve kıdem ücreti almaktadır. Bu çerçevede, her statünün mali ve sosyal hakları farklı bir çalışma konusudur. Bu nedenle bu çalışmada kamu görevlilerinin büyük bir bölümünü oluşturan devlet memurlarının maaş sistemi üzerinde durulmuştur.

Söz konusu maaş sisteminde yaşanan sorunların giderilmesine yönelik olarak öncelikle “teklik ilkesi”nin benimsenmesi yerinde olacaktır. Vergi ve sigorta primi kesintilerinin düzenlendiği mevzuat hariç olmak üzere maaşın unsurları tek bir mevzuatta toplanmalıdır. Bu mevzuata hâkim ve savcılar, askeri personel, akademisyenler, sözleşmeli personel gibi farklı statülerde görev yapan kamu görevlileri de entegre edilebilecektir.

Teklik ilkesi kapsamında; maaşın asli unsurları tek bir kalemde birleştirilmelidir. Hesaplamalarda tek bir katsayı kullanılmalı, tüm unvanlar tek bir cetvelde toplanmalıdır. Maaşın tali unsurları diyebileceğimiz, yani ödenmesi belirli şartlara bağlanmış olan aile yardımı ödeneği, yabancı dil tazminatı, fazla çalışma ücreti, toplu sözleşme ikramiyesi, vekâlet ücreti, ek ders ücreti, nöbet ücreti, öğretim yılına hazırlık ödeneği gibi ödemeler ayrı bir gelir unsuru olarak ödenmeye devam edebilecektir. Tek bir gelir unsurunun oluşturulmasıyla sigorta priminin tek bir kalemden kesilmesi sağlanacak, primlerde ve dolayısıyla emekli maaşlarında bir kayıp yaşanmayacaktır.

Bilindiği üzere, toplu sözleşmelerde kamu görevlilerinin maaşlarında yapılacak artışlar, altı aylık dönemler itibarıyla belirlenmektedir. Bu durum özellikle enflasyonist dönemlerde memurların aleyhine olmaktadır. Bu çerçevede, enflasyonun çift hanelere çıktığı dönemlerde maaş artışlarının üç ayda bir yapılacak şekilde belirlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak, maaş sistemine ilişkin sorunlar ücret adaletinin sağlandığı, çalışanların enflasyona karşı korunduğu bir anlayış ve teklik ilkesi çerçevesinde; “tek mevzuat”, “tek gelir unsuru”, “tek katsayı” ve “tek cetvel”in hayata geçmesiyle büyük ölçüde çözülecektir. Böylece, maaş sisteminin anlaşılırlığı ve şeffaflığı artmış olacak ve mevcut sistemin neden olduğu bürokrasi ve kırtasiyecilik büyük oranda azalacaktır. Bu durum toplu sözleşme süreçlerinin de sadeleşmesini ve pazarlıklarda dönemin güncel ihtiyaçlarına daha fazla odaklanılmasını sağlayacaktır.